makarna...
'akşam makarna yaparız' dedi. 'tamam' dedim. 'o sostan da yapar mısın?' dedi. 'yaparım' dedim. yanağımdan öptü. sevgililiğimiz, makarna yapmanın bile ayinsel bir neşeye dönüştüğü evredeydi. çok iyi sos yapan modern bir erkek olarak elimi omzuna attım. telefonum çaldı. arayan bir arkadaşımdı. 'akşam çıkıyoruz' diyerek, normalde derhal koşarak yanlarına varacağım kadroyu saydı. kolumun altında makarna yemek için sabırsızlanan bir kadın olduğu için bir an duraksadım. 'duruma bir bakayım da, ben seni ararım' deyip telefonu kapattım. arkadaşıma "durum" demiştim ve şimdi ona bakacaktım. baktım. durum da benim yüzüme baktı ve 'kim o?' diye sordu. 'arkadaşlar toplanıyormuş da...' dedim. sesimde 'amaan bana ne' diyen bir hava vardı. oysa içimde eski dostların vaat ettiği, kahkalarla çınlayan, alkolle sulanmış topraklara koşma isteği devasa boyutlardaydı. makarnaysa bir anda ima ettiği aşkın çok uzağında basit bir hamur işine dönüşmüştü. durum, o an için dünyanın en zor sorularından birini sordu: 'gidecek misin?' bunun gerçek bir soru olmadığını biliyordum. cevabın 'yok canım, ne işim var' tonunda ve makarna ayinini zirvedeki yerine iade eden kalitede olması gerekiyordu. yapamadım. o an aşkı beceremedim ve 'aslında çok oldu çocuklarla buluşmayalı...' dedim. (arkadaşlarıma çocuklar diyerek hala buluşmayı küçümsemek için debeleniyordum.) bir suskunluk oldu. sonra durum, 'gidecek misin?' derken takındığı sevimli yüz ifadesini, hafif kızgın bir mimikle değiştirerek 'sen bilirsin, istiyorsan git' dedi. bu cümledeki kelimelerin direkt anlamına kapılıp arkadaşlarına koşan bir saf olmayı çok isterdim. ama durum öyle değildi. sevgilim seçenek verirmiş gibi yapıp aslında hiçbir seçenek bırakmıyordu. ağzıyla 'sen bilirsin, istiyorsan git' derken, tonlama ve mimikleriyle 'ben bilirim, burada kalacaksın' diyordu. 'istiyorsan' kelimesindeki 'tehdit', hemen arkasından gelen 'git' kelimesini defalarca bıçaklıyordu. belki şimdi olsa yapamam, ama o gün bir iki defa 'gitmesem de olur' rolu kestikten sonra kanlar içindeki 'git' kelimesini yanıma alarak gittim. makarnayı ve sosu gerçekleşmeyen bir ilişki projesi olarak arkamda bırakıyordum...
Fırat Budacı..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder