28 Temmuz 2011 Perşembe

bu arabalar nereye gidiyor ?

geçen gün elma suyu içiyoruz bi kaç arkadaş sağlığımıza iyi gelir düşüncesiyle.karşımızda bir yol.arabaların sürekli geçtiği bir yol.hiç bir saniye bile durmadan geçtiği bir yol.muhabbetin daldan dala atladığı anlarda, bana atlayan bir şeylerin olduğu, derinden ruhumu rahatsız ettiği saniyeler.gitmenin kalmakdan çok daha iyi olduğu günümüz dünyasında karşımda bir yol ve sürekli gidenler.biz hala burdayız.hep olduğumuz bu lanet yerde.hep arkadan bakan konumunda.bir çok şeyi öğrendik bu hayatta ama hep bi yer eksik kaldı.gitmeyi bir türlü öğrenemedik.olduğumuz yeri anlamsız bir şekilde hep çok sevdik.niye sevdiğimizi bilmiyorum ve buna isyan ediyorum ama bizi buralarda tutan bir şeyler vardı.sımsıkı bağlayan bir şey.bu çok uzun bir zaman beynimin bütün hücrelerini sikti.anlam veremediğim bu şey aslında özümüzdü.bizi biz yapan şeydi.hep kaybetmiştik belki ama sadece ve sadece kendimize göre aslında en büyük kazanandık.arabalar hep gitmeye devam edecek bir şekilde ve ben eminim ki 23 değil 83 yaşıma da  gelsem burda olacağım.yanımda bir kaç dostumla elma suyu içmeye devam edeceğim.dünyanın haline ve en çok isyan ettiğimiz nokta olan günümüz insanına inat.belki de bi hırsdı bu.ama iyi bir şeydi bundan emindik.' nereye ve kime gittikleri çok da sikimizde değil ' diye bitirirdik hep.bu da öyle olsun...

göt meselesi

vücut organlarından beyin bir gün, havalı bir ifade ile :
ulan ben olmasam haliniz harap.alayınızı ben komuta ediyorum.müdürünüzüm ben sizin demiş diğer organlara hitaben.hepsi şaşırmış ve kızmışlar tabi.kalp atlamış ilk olarak.ne diyosun sen yaa demiş.ben iki dakika dursam, bok verirsin ona buna emri demiş.hemen ardından akciğer tartışmaya katılmış.ulan ben olmasam ne bok yiceksiniz demiş ve tabi meziyetlerini anlatmış.o demiş bu demiş derken vücutta bir gerginlik, bir tartışma, bir gerilme...seslerin en yükseğe çıktığı anda göt alttan seslenmiş:
müdür benim !
çok kısa büyük bir sessizliğin ardından kahkahalar başlamış.bütün organlar göt le dalga geçmişler.göt çok içerlemiş buna tabi.ulan siz görürsünüz demiş.bütün gümrük kapılarını kapatmış.2 gün sonra bütün organlar isyanlarda tabi.içeriyi bok götürüyor malüm.hepsi aynı dilden konuşmaya başlamış.ya göt, etme yapma mahvolduk.kurtar bizi bu durumdan demişler.göt çok içerlemiş ya hani, aldırmak aldırmıyormuş bile.organlar birleşmişler ve bi karar almışlar.bundan sonra müdür göttür, ne derse doğrudur.yanlışsa bile doğrudur.

işte o yüzdendir ki bütün götler müdür, MÜDÜRLER GÖT olur bunu okuyan sevgili arkadaşlarım...


tarihin belirsiz, muhabbetin kafalardan güzel, bardakların ise halen dolu olduğu bir geceden alıntıdır.

zeytinyağlı sarma

geçen gün istemeden, tamamen formaliteden gittiğim bi ziyaret esnasında önüme geldi tabağın köşesinde bikaç adet olarak.görünüş itibariyle çok iyiydi.serçe parmağı kalınlığında sarılmış ve gayet sert görünüyordu.tereddütle elimi uzattım ve bitane aldım.her gelen-gidene veriliyo sonuçda çok da iyi birşey değildir dedim hani. yüksek ihtimal ya tuzu fazladır, ya içindeki prinç kıvamında değildir ya da yaprağı taze değildir filan dedim.bi kusuru olması lazım dedim.limon sıkıldığında güzelleşen nadir şeylerden biridir benim için bu.sıkmakda demiyim de üstünde çok hafif gezdirdim limonu.ağzıma attım ve o an hayatımın çok farklı bi boyuta geçtiğini farkettim.herşey çok mükemmeldi.yanıldım ve bu çok nadir birşey.bundan daha iyisi olamazdı.istem dışı olarak gözlerimi kapattım ve o eşi benzeri zor bulunur tadın ağzımda biraz daha durmasını istedim.biraz sefa yaşıyım dedim ya.mideme göndererek onunla vedalaşmak istemedim.bu harika yapıtın, dilime değdiği ilk andan itibaren bana verdiği mutluluk çok ama çok farklı birşeydi.bu ne bulut üstünde yürümeye, ne sevgiliyle sahilde koşmaya ne de iki şişe viski ile eşdeğerdi.bi an gözlerimi açtığımda tabağımda birkaç tane daha olduğunu farkettim.bu hem çok güzel hemde çok lanet birşeydi o an için.biri önümden alır,çoçuğun biri gelir çarpar yere düşürür, deprem olur, yangın çıkar vs..gibi herhangi bir şeyin onu yememe engel olmasından doğan korkuyla diğerine geçmeyi istedim bian önce.diğeri, diğeri, derken; zeytinyağının dudaklarımın çevresine yayıldığı, birkaç prinç tanesinin hala daha ağzımda gezindiği, tadının ve kokusunun beni tamamen ele geçirdiği saniyelerdeyim daha.buna vedalaşmaya hiç hazır değilim.neden her mükemmel şey bu kadar erken biter ya.neden ya.kim yaptı lan bu mükemmel zeytinyağlı sarmayı.bana onu getirin.çok mu şey istiyorum ya.iyi bir zeytinyağlı sarma yani.bu kadar basit.