28 Temmuz 2011 Perşembe

zeytinyağlı sarma

geçen gün istemeden, tamamen formaliteden gittiğim bi ziyaret esnasında önüme geldi tabağın köşesinde bikaç adet olarak.görünüş itibariyle çok iyiydi.serçe parmağı kalınlığında sarılmış ve gayet sert görünüyordu.tereddütle elimi uzattım ve bitane aldım.her gelen-gidene veriliyo sonuçda çok da iyi birşey değildir dedim hani. yüksek ihtimal ya tuzu fazladır, ya içindeki prinç kıvamında değildir ya da yaprağı taze değildir filan dedim.bi kusuru olması lazım dedim.limon sıkıldığında güzelleşen nadir şeylerden biridir benim için bu.sıkmakda demiyim de üstünde çok hafif gezdirdim limonu.ağzıma attım ve o an hayatımın çok farklı bi boyuta geçtiğini farkettim.herşey çok mükemmeldi.yanıldım ve bu çok nadir birşey.bundan daha iyisi olamazdı.istem dışı olarak gözlerimi kapattım ve o eşi benzeri zor bulunur tadın ağzımda biraz daha durmasını istedim.biraz sefa yaşıyım dedim ya.mideme göndererek onunla vedalaşmak istemedim.bu harika yapıtın, dilime değdiği ilk andan itibaren bana verdiği mutluluk çok ama çok farklı birşeydi.bu ne bulut üstünde yürümeye, ne sevgiliyle sahilde koşmaya ne de iki şişe viski ile eşdeğerdi.bi an gözlerimi açtığımda tabağımda birkaç tane daha olduğunu farkettim.bu hem çok güzel hemde çok lanet birşeydi o an için.biri önümden alır,çoçuğun biri gelir çarpar yere düşürür, deprem olur, yangın çıkar vs..gibi herhangi bir şeyin onu yememe engel olmasından doğan korkuyla diğerine geçmeyi istedim bian önce.diğeri, diğeri, derken; zeytinyağının dudaklarımın çevresine yayıldığı, birkaç prinç tanesinin hala daha ağzımda gezindiği, tadının ve kokusunun beni tamamen ele geçirdiği saniyelerdeyim daha.buna vedalaşmaya hiç hazır değilim.neden her mükemmel şey bu kadar erken biter ya.neden ya.kim yaptı lan bu mükemmel zeytinyağlı sarmayı.bana onu getirin.çok mu şey istiyorum ya.iyi bir zeytinyağlı sarma yani.bu kadar basit.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder